clandestina

Migration and Struggle in Greece

Arslan Tayfun Özkök is still in prison and threatened with deportation to Turkey…

Posted by clandestina on 4 May 2009

OZKIOK2We have already posted about the Turkish leftist and political refugee Aslan Tayfun Özkök here. His case, a case of sentencing a man to immidiate danger by deporting him to the Turkish authoriatarian regime, no matter how outrageous it sounds, has not been resolved yet.   On April 30 his appeal to be released was rejected.  Now the Turkish state has to present by the 8th of May the Greek authorities with sufficient evidence for its claim to have Aslan repulsed.  In the case Turkey fails to do so, he must be released.

We know very well how Greece tries to downgrade and devalue the very notion and idea of political asylum.  All the Greek state strategically plans to be offering in the future  is “humanitarian” asylum, according to its own geopolitical calculationsas, as a kind of exceptional benefit and in the current extremely low numbers or even less if possible.

Aslan’s and Haydar’s cases are only straws in the wind and the wind is already blowing.

Publicity for the issue is crucial.   We must not let this happen.

Hands off the political refugee Aslan Tayfun Özkök!

clandestinenglish

blog in Greek about Arslan: http://ozkiok.wordpress.com/

3 Responses to “Arslan Tayfun Özkök is still in prison and threatened with deportation to Turkey…”

  1. […] Aslan Tayfun Özkök is still in prison and threatened with deportation to Turkey – Hands off the political refugee Aslan Tayfun Özkök! […]

  2. […] summary procedures and on pretextual grounds the claim of ArslanTayfun Özkök for political asylum has been rejected.   The first instance decision was announced to him […]

  3. ARSLAN TAYFUN ÖZKÖK’TEN
    DEVRÍMCÍ – DEMOKRATÍK KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP

    1955 yılında İstanbul’da doğdum. Çocukluk yıllarımı Rum, Ermeni ve Arnavutların birlikte yaşadıkları bir mahallede geçirdim. Devrimci ve demokrat bir çevrede büyüdüm.

    İlk gençlik yıllarında bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi veren insanların saflarına katıldım. Devrimci gençliğin emperyalizme ve faşizme karşı yükseltiği mücadeleler içerisinde yer aldım, akademik-demokratik platformlarda çeşitli sorumluluklar üstlendim. Aynı zamanda devrimci sendikal faaliyetler içerisinde de yer aldım ve madeni esya işçilerinin devrimci sendikal faaliyetlerinde çeşitli görevler aldım.

    Bu süreç içerisinde benim de aralarında bulunduğum bir çok devrimci ve demokrat kişi faşist Türk devleti tarafından hedef alındı. İşbirlikçi gerici basın tarafından paramiliter faşist çetelere hedef gösterildik.

    Yüzlerce devrimci katledildi, kaybedildi. Binlercesi tutsak edildi. Kuzey Kürdistan kana boğuldu. Bütün bu uygulamalara karşın ulusal ve sınıfsal kurtuluş mücadelesini bastıramayan işbirlikçi iktidarlar faşist askeri cuntayı tezgahladılar ve 12 Eylül 1980’de Askeri Faşist Cunta yönetime el koydu.

    Cunta, biz devrimci ve demokratların ölüm kararlarını aldı. Bizimle ilgili vur emirleri verildi. Yüzlerce devrimci sokak ortalarında, evlerinde ve dağ başlarında infaz edildi. İşkencelerde katledildi, binlercesi sakat bırakıldı.

    Ben 1981 yılı Mart ayı sonunda yaralı olarak ellerine geçtim. İşkenceli sorgulardan geçtim ve işkencehane olarak kullanılan askeri cezaevlerine konuldum. Fakat beni teslim almayı başaramadılar.

    Katletmeyi başaramadıkları ben ve benim gibi devrimcileri, kendi göstermelik hukuk kurallarına dahi uyma gereği duymadan, ordu karargayları içerisinde kurdukları askeri emir komuta zinciri içerisinde işleyen askeri mahkemelerde yargıladılar. Yalanlar üzerine inşa edilmiş iddianameler ile beş arkadaşım ve ben idam cezasına çarptırıldık. Faşist cuntanın mahkemelerinde bile devrimci duruştan ödün vermediğimiz, anti-emperyalist, anti-faşist politik duruştan geri adım atmadığımız için bizlere ölüm cezaları verildi. Askeri hapishanelerde tutsakken de, bizlere uygulanan baskı, teslim alma, kimliksizleştirme, tek tipleştirme ve giderek imha etme politikalarına karşı da geliştirilen direniş hattında yerimi aldım. Her koşulda faşizme karşı direnişin meşruluğunu savundum ve askeri faşist cuntayı, mahkemelerini, zindanlarını ve buralardaki uygulamalarını teşhir etmeye çalıştım. Devrimcilerin tutsak edilebileceklerini ancak teslim alınamayacaklarını pratikte cuntacılara gösterdim.

    1990 yılı Mayıs ayı sonlarında bazı arkadaşlarımla birlikte özgürlüğümüzü kazanma hakkımı kullanabildim ve firar ettim. Bugüne kadar düşüncelerimi ve inançlarımı korudum. Bugün de emperyalizme, onun işbirlikçilerine ve faşizme karşı direnmenin ve mücadele etmenin meşru olduğunu savunuyorum. İnsanlığın, emekçilerin ve ezilen halkların tüm acı ve sıkıntılarının sosyalizm ile son bulacağına inanıyorum.

    Uzun yıllardır faşist türk devleti tarafından aranıyorum. Bu nedenle zorunlu olarak sahte kimlikler taşımak zorunda kaldım ve sahte kimlik kullandığım iddiasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti Larnaka Havaalanında yakalandım ve 15 Ağustos 2008’de Kıbrıs’taki hapishaneye konuldum. Kıbrıs’taki mahkeme ve beni tutuklayan polisler politik iltica talebimi duymazlıktan geldiler. Özel koşullar altında cezaevinde 8 ay kaldım. 24 Mart tarihinde polis gözetiminde Yunanistan’a gönderildim. Buraya ulaştığım zaman da politik iltica talebinde bulunmuş olmama karşın, Türk devletinin kendisine teslim edilme talebinin bana bildirilmesi amacıyla savcılığa sevk edildim. Benim için çağırdıkları tercüman yanlızca ingilizce konuşuyor olmasına karşın, savcı benim bu dili bilmediğimi duymak bile istemedi. Bütün bu hukusuzlukların sonucunda 31 Mart 2009 tarihinden bu yana sadece ve sadece Türk devletinin kendisine teslim edilmem talebinden dolayı Koridalos cezaevinde tutuklu bulunuyorum.

    Benim ülkemde biçimsel anlamda bile demokrasi yok. Bugün bile 12 Eylül faşist cuntasının hazırladığı anayasa yürürlükte. Bütün ceza yasaları bu anayasaya göre düzenlenmiştir.Hukuk bu anayasaya göre işlemektedir. Sınırlı da olsa yapılan bazı değişiklikler batı kamuoyunu kandırmaya yönelik vitrin değişiklikleridir. Aynı mekanizma aynı araçlarla ve aynı yöntemlerle çalışmaya devam etmektedir.

    Türkiye’ye iade edilmem durumunda beni işkenceli sorguların, belki de ömrümün sonuna kadar sürecek olan hücre hapsinin ve izolasyonun beklediğini biliyorum.

    Emperyalistlerin programlarına ve Türk devletine teslim edilme çabalarına karşı tek güç Yunanistan’da ve Avrupa’da Yunanlı devrimcilerin ve demokratik kamuoyunun dayanışmasıdır.

    Bu gün Avrupa devletleri bütün dünyadaki direniş ve mücadelelerin bastırılması amacıyla ABD’nin baskılarına boyun eğerek, ABD’nin ‘terör örgütleri listesi’, ‘Kara listeler’ni benimseyerek bunlara uygun yasalar çıkarmış bulunuyorlar.

    Türkiyenin demokratikleştiği oyununa herkesin inanması için baskı uyguluyorlar. Aynı baskı Türkiye’nin demokratikleştiği yalanının Yunanistan tarafından da tanınması ve benim Türkiye’ye teslim edilmem için Yunanistan’a da uygulanıyor.

    Bu planları devrimci dayanışma boşa çıkarabilir.

    İnanıyorum ki, halkların ortak örgütlü mücadelesi ve devrimci dayanışma kazanacaktır!

    Temmuz 2009

    Arslan Tayfun Özkök

    Koridalos Cezaevi-Athina

    Not: Aslan Tayfun OZKOK un Kamuoyuna Acik Mektubunun Ingilizce,Almanca veya baska bir dilde cevirisinde yardimci olacak dostlara simdiden tesekkur ederiz.

    SAYGILARIMIZLA

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: